Ankara Pipo Buluşması

arda-inalMerhaba kıymetli piposeverler, pipodaşlar… Bu yazımda, 10 Ocak 2015 Cumartesi günü Ankara’da gerçekleştirdiğimiz pipo buluşmasına dair bazı izlenimleri sizlerle paylaşarak zamanın gıdısından bal çaldığımız o güzel anları sizlere aktarmaya çalışacağım. Umarım eğlenirsiniz. Bence okumaya başlamadan önce bir pipo yakmak hiç fena bir fikir olmayacaktır.

Buluşma günü, karlı, soğuk ve beyaz bir güne uyandı Ankara. Yaklaşık bir hafta öncesinden kararlaştırılan buluşmaya uzak bir mesafeden katılacak olmak insanın gözünü korkutmuyor değildi. Ancak biliyordum ki çok güzel dostluklar kurulacak, pipoyla ilgili çok değerli bilgiler ve öneriler paylaşılacak, anekdotlar ve sonsuz pipo ve tütün deryası üzerine deneyimler anlatılacaktı. Ankara’nın eksi on derecelere varan soğuğuna inat çok sıcak bir dost sohbeti gerçekleştirileceğinden neredeyse emin gibiydim. Tam da tahmin ettiğim gibi oldu diyebilirim. Eşimin bir anlık sevecen ve tatlı muhalefetine (tanımadığım insanların evine nasıl güvenip de gidiyormuşum, ya bana zarar verirlerseymiş vs.) kulak asmayarak heyecanla çıktım evden. Ve varılacak noktanın uzaklığına karşın yolculuğum o kadar yolunda ve kolay geçti ki anlatamam… Yolculukla ilgili ekleyebileceğim tek şey, bizi evinde ağırlayan değerli dostumuz Cihan Ayyıldız’a ve diğer konuklara armağan etmek üzere ev sahibimizin pipoyla birlikte içmeyi en çok sevdiği içeceklerden birinden dört adet almam oldu. Eli boş gitmeyip bir armağan daha aldım yanıma; “Morto’nun Mezarlığı” isimli ikinci kitabımı… Ancak, aceleyle çıktığımdan el altında başka açıkta nüsha bulamadım, dolayısıyla diğer konuk olan sevgili Okan Biberoğlu’na kitabımı hediye edememenin burukluğuyla ayrılacaktım buluşmadan.

Planlanan saatten on beş dakika kadar sonra buluşma yerinde olduğumu sanıyorum. Benden bir süre sonra da Okan Ağabey geldi. Furkan isimli bir arkadaşımız (ben henüz tanımıyorum) daha katılacağı taahhüdünü vermişti lakin aramızda yer alamadı. Bize evini açan Cihan üstadımız kadar aynı fedakârlığı yapma nezaketi gösteren eşini de buradan minnet ve hürmet duygularımla selamlıyorum.

Okan Ağabey gelmeden evvel Cihan’ın eşsiz ve birbirinden güzel pipolarını, tütünlerini ve hususi pipo dolabını inceledik Cihan’la birlikte. Bildiğiniz gibi kendisiyle “Pipo Güncesi”nin ilk söyleşisini gerçekleştirmiştik. Bu röportajda ve “Pipo Sohbetleri” isimli kanalda bahsi geçen bazı pipoları bizzat görme imkânım oldu. Ayrıca kendisinin pipolarını temizleme ve bakıma alma düzenini de öğrenmiş ve pipoların daha kolay cake tabakası tutabilmesi üzerine birkaç tüyo almış olduk.

Derken, Okan Biberoğlu dostumuz da bizlere katıldı. Gördüğüm kadarıyla sosyal etkileşimlerde ilk izlenimlerin hemen ardından geçmesi beklenen kısa süreye dahi ihtiyacımız olmadı; üçümüz de hiç yabancılık çekmeden direk muhabbete girdik.

İlk içimlerden önce uzunca bir tütün sohbeti yaptık. Konuklar olarak Okan Ağabeyle ikimiz yanımızda getirdiğimiz tütünleri ortaya sunarken Cihan da bu paylaşıma son derece güzel katkılarda bulundu, nihayetinde içime başladık. Okan Ağabey billiard kesim bir pipo tüttürürken, ben half-bent bir pipo, ev sahibimizse etli, irice bir pipo ile başladık yolculuğumuza. Yanında enfes kıvamlı bir çayımıza eşlik eden hoş, samimi bir sohbetle elbette… Başta video çekimi yapmayı aklımızdan geçirsek de sonra kendiliğinden gelişen sohbet ortamı bizi alıkoydu ve ilk içimimizi pipo ve tütün deneyimleri, pipoya başlama hikâyeleri ile tamamladık. Bu esnada, Okan Ağabey bana ikinci içimimde denememi de önererek bir mısır koçanı (corn cob) pipo hediye etti, bense ona hediye edebilecek güzellikte pipom ve tütünüm olmadığından kendisine bir kitabımı hediye etme sözü verdim. Çünkü evden aceleyle çıktığımdan elime geçen bir nüsha “Morto’nun Mezarlığı” kitabını yukarıda bahsini ettiğim üzere bizlere bu soğukta evini açan Cihan üstada hediye etmiştim.

İkinci içimden önce bir buluşma klasiği haline gelmeye başladığını öğrendiğim (ege yöresi menşeli) lahmacunlarımız geldi ve ayıptır söylemesi, afiyetle yedik. Üç pipodaş yemeğimizi yerken ve gelecek buluşmalarda ne gibi etkinlikler yapılabileceğine kafa yorarken, öbür yandan dışardaki güzelim kar yağışı tekdüze bir sükûnet melodisi ile arza düşmeye devam ediyordu.

İkinci içimimizde, bu kez ev sahibimizin pipoyla birlikte tüketmeyi çok sevdiği bir soğuk kahveyi denedik üçümüz de. Şahsen pek tükettiğim bir ürün değildir soğuk kahve ama o gün pipoyla gerçekten fena gitmediğini söyleyebilirim. Lakin yine de soğuk kahvenin o günden sonra ilk tercihlerim arasına girebildiğini pek söyleyemeyeceğim. Bu yüzden favori içeceklerinden birini yabana götürdüğüm için ev sahibimizden ayrıca özür dilerim.

Gelelim tütün yorumlarıma… Virginia ve latakya tütünleri ve tütün terminolojisi hakkında çok çok az bilgi ve deneyime sahip olduğumdan, o günkü sohbetlerimizde iki dostumdan da kayda değer bilgiler öğrendim. İlk içimimizde tükettiğim “bobs chocolate flake” de, ikinci içimde tükettiğim “Mcclelland 5100 red cake” de gerçekten muazzamdı. Ben ilkinde ikinciye nazaran biraz daha yoğun kakaomsu veya çikolatamsı aroma hissi alırken ikincide daha fazla tütün (Virginia) tadı aldım. Ben bir tütün gurmesi olmaya henüz çok uzak olduğumdan, detaylı değerlendirmeler yapmasam daha iyi olmakla beraber bu tütünlerin ikisine de gerek içimleri ve yanışları, gerekse içim ve sonrasında bıraktıkları tatlarından ötürü 5 üzerinden 4 verdim.

Bu konuda, iki dostumun da benden çok çok daha fazla birikim sahibi olduğunu ve tütünlerle ilgili onların da yorumlarını dinlemek isteyebileceğinizi ifade etmeliyim. Bir kere, Cihan, sayısız çeşit tütünü ve pipoyu farklı varyasyonlarda deneme imkânı bulmuş bir koleksiyoncu ve benim gözümde pipoya gönül ve emek vermiş bir pipo üstadı… Her ne kadar kendisi fazlaca mütevazı olduğundan bu kelimeye bazen takıldığını hissetsem de uzaktan bu işte ne kadar derin bilgi sahibi olduğunu görebilse, kendisine bu gözle bakılmasını daha kolay kabullenebileceğini düşündüğümden, ben kullanmaya devam edeceğim.

Okan Ağabey ise tam bir “hobi canavarı”. Bu deyimim sizleri yanıltmasın çünkü kulağa kötü gibi gelse de benim gibi obsesif kimseler için bu deyimin anlamı çok özel ve önemli ve bir o kadar da güzel bir yerdedir. Şöyle ki, kendisi pipoyla ve pipo tütünüyle yalnızca altı-yedi aydır haşır neşir olduğunu ifade etmiş olsa da, bu kısacık zaman diliminde bilgi birikimini birçok piposeverinkinden daha ileriye taşımış, pek çok tütünü denemiş, içimde kendi üslubunu yakalamış biri ve bu konuyla ilgili birikimine, takip ettiği pek çok forumda edindiği teorik ve pratik bilgileri de ekleyerek terminolojiye sonuna kadar hakim olmuş. Onda da, Cihan hocamda olduğu gibi kesinlikle bir “tütün gurmesi” ışığı gördüm diyebilirim. Bu iki dostum ve buluştuğumuz ortam üzerinde yaptığım diğer gözlemleri, bu gözlemlerden hareketle yürüttüğüm akıl yürütmeleri ve bunların sonucunda yaptığım tahlilleri elbette ki sizlerle ve kendileriyle paylaşmayacağım. Lakin söyleyebileceğim bir şey varsa o da şudur ki; gerçekten onlarla istikbalde iyi birer dost olmayı, sıklıkla görüşerek sohbetlerinden birer tutam çalmayı cânı gönülden isterim. Bu cihetle, buluşmamızda aramızda bulunamayan dostlarımıza, gerçekten çok şey kaçırdıklarını belirteyim.

İkinci içimlerimizi de ilki gibi samimi ve içten bir muhabbet eşliğinde tamamlarken, bu buluşmanın tadı biz üç kafadarın damağında kalarak ve sonraki buluşmalar için temennilerimizi sunarak, iyi dileklerle birbirimizden ayrılıyor ve yine “pipo içenin yalnızlığına”, kendi hayatlarımıza dönüyorduk.

Dumanınız bol, içiminiz keyifli, tütününüz sınırsız, piponuz yoldaşınız olsun.

Arda İNAL

Arda İnal
Arda İnal
9 Mart 1987'de, Muğla'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Muğla'da tamamladı. 2003 yılında ilk “edebi” eserlerini yazmaya başlayan, çeşitli hukukî ve edebî eserlerle yazın yaşamına devam eden Arda İnal’ın“Yitik Aşk’a Şiirler” isimli ilk şiir kitabı 2009 yılında Savaş Yayınları’ndan yayımlanmıştır. Daha sonraki yıllarda “Aşkın Beş Mevsimi” isimli ikinci şiir kitabıyla “Morto’nun Mezarlığı” isimli ilk öykü kitabını tamamlayan yazarın eserleri memleketi Muğla’daki yerel gazetelerde ve Ayna İnsan, Deliler Teknesi, Lacivert, Semaver, Ekin Sanat, Gerçemek gibi çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan ve bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra iki yıl Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda hukuk uzmanı olarak görev yapan genç yazar, hâlen Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı’nda uzman yardımcısı olarak çalışmakta olup, Ankara’da ikamet etmektedir. Yapıtları: Köşke Giden Puslu Yol, 2007, Ankara (Makale) Yitik Aşk'a Şiirler, Savaş Yay. 2009, Ankara (Şiir) Morto’nun Mezarlığı, Kanguru Yay. 2014, Ankara (Öykü)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.