(TÜRKİYE 1. ve 2. YAVAŞ PİPO İÇME YARIŞMALARI BİRİNCİSİ)

Merhaba Pipo Dünyası’nın ve güncemin değerli okurları… Bu söyleşimizde sizlere Türkiye pipo ailesinin artık pek çok üyesince bilinen ve sevilen bir yüzüyle, Sayın Atilla İstek Beyefendi ile yapmış olduğumuz röportajı sunmaktan büyük onur duyacağım. Kendisi beni kırmadı ve sorularımı yanıtlamayı büyük bir içtenlikle kabul etti. Bu sohbetimizde, aynı zamanda bir meslektaşım olan Atilla Beyi biraz daha yakından tanımaya çalışacağım. Ben, bugünkü sorularım için hazırlanırken bir yandan çenemden düşürmediğim bir İrlanda markası olan Peterson of Dublin pipomu elimde çok çok az kalan Orlik – Golden Sliced tütünümle doldurup yakıyorum. Konuğumuz ise sohbet esnasında Paolo Becker sand blast freehand piposunu içiyor, yanında Robert McConnel Pure Latakia tütünü ve kahveyle… İkimiz de hazır olduğumuzda başlıyoruz hasbihâlimize. (İkimizin de isimleri -A- harfiyle başlayıp -İ- harfiyle bittiği için isimleri uzun uzun yazmak durumunda kaldım. Üzgünüm.

Arda: Merhabalar. Öncelikle; klasik bir soruyla başlayarak ısınma turları atalım. Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız? Ayrıca, pipoya olan ilginiz nasıl başladı? Ne kadar zamandan bu yana pipoyla dostluğunuz sürmekte?

Atilla: İlk pipomu almamın üzerinden 25 yılı aşkın bir sure geçti. Ortaokul son sınıf veya lise birinci sınıftaydım sanıyorum. Hep gördüğüm pipo vitrininden kendime bir pipo seçip yanına da bir tekel pipo tütünü kondurmuştum. Evde kimsenin olmadığı zamanlarda sakladığım yerden çıkarıp evin balkonundan karşıdaki dağları izleyerek keyif yapardım. Doğduğum şehir Elazığ’da iki nesil öncesine kadar güçlü bir pipo geleneği varmış. Büyüklerimiz köyde kendi yaptıkları pipolarda yine kendi ürettikleri tütünleri içerlermiş. Yakmak için de çakmak taşı ve kav kullanılırmış. Eski kafalı ve eskiye meraklı bir çocuktum. Pipo hevesim de bu eskiye merakımdan başladı sanırım. Okuldan kaçıp kütüphaneye giden ve tüm yıl devamsızlık hakkını kütüphanede kullanan bir çocuktan da herhalde sigara içmesi beklenmezdi. Pipo içmenin keyfini alınca da böyle oldu işte.

Arda: Gelelim yarışmalara. İlk yarışmada yanlış hatırlamıyorsam herkes kendi pipolarıyla yarışmıştı ve 3 gram tütünle 98 dakika 8 saniye gibi bir süre ile birinciliği göğüslemiştiniz. 2015 yılında yapılan ikinci yarışmada ise 2 saat 4 dakika gibi bir süre boyunca tüttürerek yine birinci oldunuz. Yavaş pipo içme yarışmalarındaki ilginizi ve istikrarlı başarınızı neye bağlayabiliriz? Bu başarının hikmetini bize anlatır mısınız üstat? Tüm pipo camiası bu sorunun cevabına odaklanmış durumda.

Atilla: Her insanın bir konuşma, yürüme, yemek yeme tarzı olduğu gibi; her pipo içicisinin de bir pipo içme tarzı vardır. Bu, yıllar içinde oluşup yerleşen bir şey. İlk yarışmadan once gerek Birol Salman usta; gerekse Turgay Şenocak beyefendi birbirinden habersiz bir şekilde yarışmanın favorisi olarak beni gördüklerini söylemişlerdi. Ben gülümseyerek “yok yahu, hiç sanmıyorum” desem de onlar ısrarcı olmuşlardı. İkisi de yıllardır beraber pipo içme keyfini tattığım insanlar olarak içim tarzımı gözlemleyip bu yorumu yapmışlar. Tabii ben yarışma içimi hiç yapmadığım için gerçekten hiç ihtimal vermedim. İstanbul Pipo Derneği üyelerinin yıllardır bu yarışmaları kendi aralarında yaptıklarını da biliyordum. Dolayısıyla yarışma içimi tecrübesi olan arkadaşların daha şanslı olduğunu düşünüyordum. Ama dostlarım haklı çıktılar. Tabii bundan şöyle bir sonuç çıkarmak mümkün: Her gece oturup yarışma içimi çalışılsa bile yılların getirdiği alışkanlığın önüne geçmesi zor görünüyor. Ancak var olanı geliştirmek için de çalışmak şart. Benim avantajım, yavaş ve soğuk bir içim tarzına sahip olmam.

Arda: Kendi ortamınızda antrenmanlar yapıyor musunuz? Yapıyorsanız ne sıklıkta?

Atilla: İlk yarışmadan önce yedi sekiz dolum yarışma içimi denemesi yaptım. Çok faydasını gördüm. İkinci yarışmada o kadar bile çalışamadım. Sanırım üçüncü denemede evde elimde pipoyla uyuyakalmışım. Keyif içimi yaptığımda saatlerce; keyfini çıkara çıkara pipoyla hemhal olurum. Ama yalnız başıma yarışma içimi yapınca sıkılıyorum. İki veya üç deneme de kurucularından olduğum (aynı zamanda isim babasıyım) Yeditepe Pipo Cemiyetinde dostlarımla beraber yaptım. Yarışma dönemleri haricinde herhangi bir antrenman yapmıyorum. Pipo, keyif işi… Hırsa dönüştürüp keyfini kaçırmanın âlemi yok.

Arda: Camia içerisinde bazı dostlarımız yarışma ortamının heyecanına yenik düştüklerini, hâlbuki yarışılmayan zamanlarda 2 saate yaklaşan süreler elde ettiklerini belirtiyorlar. Buna katılıyor musunuz? Eğer katılıyorsanız ikinci sorum şu olacak ki; nasıl bu durumdan etkilenmemeyi başarıyorsunuz?

Atilla: Kesinlikle doğru söylüyorlar. Heyecan ciddi bir faktör… Yarışma esnasında ben de heyecanlanıyorum. Ama baskı benim her alanda performansımı arttıran bir unsur. Bu nedenle belli sınırlar içinde baskı ve meydana getirdiği heyecan, gerilim beni olumlu anlamda etkiliyor. Hatta tam tersi ben gevşediğim, pipomla aramdaki rabıta zayıfladığı anda pipom bana küsüyor. Kıskançlıkla içine kapanıp ya ateşi tabana kaçırıyor; ya da sönüyor. Yarışmalara katılan veya katılmayı düşünen arkadaşlar tavsiyem keyfini çıkarmaları. Bu yarışmalar kesinlikle ölçü değil. Kısa sürede piponuzun sönmesi sizin kötü içici olduğunuz anlamına gelmez. Çok iyi bir içici de olsanız piponuz beşinci dakikada aniden sönebilir. Anlık bir şey…

Arda: Gelelim yarışmalarda kullanılan pipolara. İlk pipo içme yarışmasının videosunda size söylenen bir şeye istinaden “yaktım zaten” gibi bir cevap veriyorsunuz. Bilmeyen pipo içicileri için soralım? Yarışmalarda kullanılan pipolar yarışma esnasında zarar görür mü? Piposeverler evlerinde antrenman yaparken nelere dikkat etmeli?

Atilla: Biraz uzun içince arkadaşlar latife olsun diye “bu kadar süre üç gram tütün içmiş olamazsın. Kesin pipoyu yaktın içiyorsundur” mealinde bir şeyler söyleyip takıldılar. Ben de yaktım zaten diye latifeye latifeyle karşılık verdim. Yarışmadaki gibi yavaş bir içimle piponun yanması neredeyse imkânsızdır. Zarar filan da görmezler. Arkadaşlar endişe etmeden dibine kadar içebilirler.

Arda: Bildiğiniz gibi bu alanda Dünya rekoru 3 saat 4 dakika 35 saniye ile Lubomir Cinka isimli bir kişiye ait. Bu rekoru gelecekte egale etmeyi hedefliyor musunuz? Kendi adıma, Guiness Rekorlar Kitabı’nda ülkemizden birinin adının yazması beni çok mutlu edeceği gibi Türkiye Pipo Kültürü ve Camiası adına büyük bir imza anlamına da gelecektir…

Atilla: Öncelikle her yarışmanın piposu ve tütünü farklı olduğundan her yarışma kendine özel. Yukarıda verdiğiniz sürelerin üzerinde skor yapmış yarışmacılar da var. Bu sürelere ulaşan arkadaşlar, var olan yeteneklerine ek olarak yıllarını pipo yarışmalarına hazırlanarak geçirmiş insanlar. Olmayacak bir şey değil tabii. Birileri başarmışsa sizin de başarma şansınız var demektir. Ama benim bu yarışmalara bu kadar önem verip bu kadar zaman ayırarak uluslararası arenada iddia sahibi olmam mümkün görünmüyor.

Arda: Şimdi şampiyon Atilla İstek’ten ayrılıp pipo içicisi olarak Atilla İstek’e dönelim isterseniz. Öncelikle; pipoya bakış açınız nedir? Pipo içmek sizin için neyi ifade ediyor?

Atilla: Pipo içmek benim için bazen tefekkürün en derin sularında ciğerlerime kıstırdığım bir canlık nefesle kulaç atmak; bazen hedonizmin zirvelerinde tarifsiz zevklere kanatlanmak. Pipo içmek dünya ile arama çektiğim dumandan perdede kendimi izlemek.

Arda: Kaç adet piponuz var? İçlerinde sizin için en kıymetli olan 3 tanesini ve sizin için anlamlarını bizimle paylaşır mısınız?

Atilla: Kaç Adet pipom olduğunu bilmiyorum. İçlerinden üç taneyi ayırıp anlatırsam dördüncünün hatırı kalır.

Arda: Peki pipo ve tütün tercihinizden biraz bahseder misiniz? Ne tür, hangi kesim veya hangi marka pipoları ve ne tür tütünleri tercih eder Atilla İstek?

Atilla: Mutlaka hafif pipolar. Arada bir güzel bir film eşliğinde biraz daha ağır; öksüz doyuranları tercih etsem de hafif pipolar her zaman ilk sırada. Hele de “pencil shank” pipolar… Tütün zevkim ise değişken. Ama latakya demirbaş. Bir de fazla aromatik tütünlere pek tahammülüm yok.

Arda: Bir de nispeten daha özel bir soru geliyor şimdi. İlk yarışmada yakanızda bir rozet gözümüze çarpıyor. O rozetin anlamı veya sembolize ettiği şey nedir?

Atilla: Kurucularından olduğum Yeditepe Pipo Cemiyetinin rozeti.

Arda: Son olarak, bunca yıllık pipo tecrübenizi dikkate alarak, piposeverlere 3 kritik tavsiyeniz veya ipucunuz ne olur? Sulanma, ısınma gibi temel bazı problemlere ilişkin kendi keşifleriniz, sırlarınız ya da veda ederken söylemek istediğiniz başkaca bir şey varsa bizimle paylaşır mısınız?

Atilla: Düşük kaliteli pipo faktörünü bir tarafa bırakarak başlamak isterim. Kalitesiz bir pipoyla hiç uğraşmasınlar. Kalitesiz derken fiyatla ilgisi olmayan bir durumdan bahsediyorum. Makul fiyatlara orta; hatta üst kalite pipolar temin etmek mümkün olabiliyor. Orta kalite bir piponun sulanması ve ısınması içim hatasından kaynaklanan bir durumdur. Öncelikle piponun dolumuna çok dikkat etmek gerekiyor. Dünyanın en iyi piposuna dünyanın en iyi tütününü de hatalı doldurursanız; sulanma ve ısınma yapar. Dolum için birçok şey dinleyebilir, okuyabilir, izleyebilirsiniz. Bunlar bir fikir verebilir tabii. Ama neticede doğru dolumu ancak deneye yanıla öğrenirsiniz. Çünkü piponun dolumu aslında her içiciye göre küçük de olsa bir fark gerektirir ve her içicinin dumanı çekiş esnasında çalışan kasları, çekiş kuvveti ve dumanı aldığı ağız boşluğu birbirinden farklıdır. Aynı her birimizin her nefes alışında ciğerine çektiği hava miktarının birbirinden farklı olduğu gibi… Yakma aşamasından sonraki rutin içme aşamasında pipoyu asla sert çekmemek gerekir. Hatta biraz daha ustalaşınca hafif ve çok kısa bir çekişten sonra dumanın kendiliğinden ağız boşluğuna akmasını beklemek gerekir. En keyif verici içim yöntemi budur. Çekiş sıklığı da tamamen tecrübeyle edinilen bir alışkanlıktır. İçici ustalaştığında ne zaman dumanı çekeceğini düşünmez. Kendiliğinden oluşan bir sezgiyle piponun söneceğini hisseder ve son anda hafif bir çekişle pipodaki soğumuş ve dinlenmiş dumanı ağız mukozasının her hücresinde dans ettirir. İdeal içim çekiş esnasında yanan sıcak dumanın değil; ‘shank’te ve piponun alt katmanlarında bir önceki çekişten kalıp dinlenmiş dumanın keyfiyle olur. Ama dediğim gibi pipo yakılırken veya arada harlandırılmak istendiğinde gereken kuvvetli çekişler bunun istisnasıdır. Pipo sönmesin diye körükleyerek içmek en büyük hatadır. Yanlış içimin alışkanlık haline gelmesine neden olur. Dil yanıklarının ve pipo yakma cinayetlerinin en büyük nedeni budur. Sönerse sönsün. Tekrar yakarsınız. Ama zamanla yavaş içerek uzun süre söndürmemeye alışırsınız. Çok önemli bir konu da tamper kullanımı… Tamper’i mümkün olduğu kadar çok kullanmak gerekir. En konforlu ve kontrollü içim bu sayede sağlanır. En ideal tamper de ağaç tamper’dır. Başka hiçbir malzemeden o performansı alamazsınız.

Bize zaman ayırdığı için ve nezaketinden dolayı Atilla Bey’e, sabrınızdan dolayı da siz okurlarımıza teşekkür ediyoruz.

(Atilla Bey son sözü alarak:) Ben teşekkür ederim Arda Bey. Tüm piposever dostlarımızın dumanı serin olsun…

Türkiye’yi yurtdışında da temsil edecek olan konuğumuza bundan sonraki tüm yarışmalarda başarılar ve keyifli tüttürmeler diliyoruz.

Keyfiniz ve dumanınız bol olsun.

Arda İNAL

Serkan Ozseyhan
Serkan Ozseyhan
1975 yılında Ankara'da doğdum. İlk okulu Dr. Reşit Galip ilkokulunda ortaokulu Mimar Kemal Lisesinde okudum 1990 senesinde İstanbul'a taşındım. Liseyi Beyoğlu Fındıklı Lisesinde tamamladım. 1993 - 1997 yılları arasında Alanya'da yaşadım. Daha sonra tekrar İstanbul'a geri döndüm. Pipo içmeye 2010'da başladım. 2012 senesinde hobi amaçlı pipo yapmaya ise başladım. Daha sonra hobiden çok yaşam biçimi haline gelince kendi adımla pipolarımı yapıp satmaya başladım. Son 9 senedir Bodrum'da yaşıyorum. 2009 senesinde evlendim 2011 yılında Batıkan ismini verdiğimiz bir oğlumuz oldu. Hala yaşamaya ve daha iyiyi yapmaya uğraşıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.