Jpeg

“SERKAN ÖZSEYHAN (TÜRK PİPO USTASI, “PİPO DÜNYASI” SİTESİNİN VE GRUBUNUN KURUCUSU)”

Merhaba Pipo Dünyası’nın ve güncemin değerli okurları… Bu söyleşimde, bizlere “Pipo Dünyası” çatısı altında buluşma imkânı sağlayan, Türkiye’de pipo kültürünün yaygınlaşması için tüm mütevazılığı ve emekçi ruhu ile yılmadan çaba sarf eden ve farklı karakteri ve duruşuyla tanınan Serkan ÖZSEYHAN Bey ile birçok konuyu konuşacağız. Bu konular arasında hepimize bilgi ve ilham kaynağı olan “Pipodünyası.com” sitesi ve biz pipo severlerin sosyal medyadaki en büyük buluşma noktalarından biri olan “Pipo Dünyası” Facebook grubunu, artık profesyonel bir uğraş olarak yürütmeye başladığı “Serkan Pipes & Woodcraft” ürünlerini, son günlerde pipo sayfa ve paylaşımları ile ilgili yaşanan gelişmeleri de saymak mümkün…
Ben, bugünkü sorularım için hazırlanırken bir yandan bir İrlanda markası olan Peterson Shamrock (yarı eğik bulldog) 1968 pipomu elimde az kalan Rattray’s Wallace Flake (virjinya-burley) tütünümle doldurup yakıyorum. Konuğumuz ise sohbet esnasında Stanwell’in Colonial 63 stanwell-colonial-63 kesimli piposunda Pirate Cake tütününü ve nescafesini içiyor. İkimiz de hazır olduğumuzda başlıyoruz söyleşimize.
Arda: Merhabalar. Öncelikle; klasikleşen bir soruyla başlayalım. Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız? Pipoyla (pipo içimiyle) olan hikâyeniz nasıl başladı?
Serkan: Sorularını yanıtlamadan evvel bana yönelik tüm güzel düşünce ve kelimelerin için teşekkür ederim. Aslında biraz garip bir söyleşi olacak bu. Ben sitenin kurucusu sen de yazarı olarak sanki kapalı devre bir durum oldu. Ya da bir medya kurumunun başında ki kişinin “benim hakkımda yaz” demesi gibi oldu. Ancak arka planda yaklaşık iki senedir istediğin röportajı nihayet ikimizin de aynı anda müsait olması nedeniyle gerçekleştirdiğini kim bilecek? (Artık herkes) 🙂 Lafı uzatmadan ve daha ciddi olarak hemen sorularını yanıtlıyayım. Ben 1975 senesinde Ankara’da doğdum. Ancak 1990 senesinde yani tam ergen olduğum dönemde İstanbul’a taşındım. 20 sene bilişim sektöründe çalıştım. Sanırım 8-9 sene gibi oluyor pipo ile tanışmam. Gerçi hiçbir şeyi bilmeden 96 senesinde bir lületaşı geçmişim var yaklaşık bir ay kadar ama ona başladı demek imkânsız. Başlama sebebim biraz garip. Sigarayı bıraktığım dönemde, takriben dördüncü ayında bir arkadaşımın evinde denememle oldu. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama başlangıç bu oldu.
A: Peki, bir pipo sitesi kurmaya nasıl karar verdiniz?
S: İlk başladığım zamanlarda pipo ve tütün konusunda hiçbir şey bilmiyordum. İnternet üzerinden Türkiye Pipo Forumu ile karşılaştım. Bir çok duayen isim ve bugün arkadaşlığımızın sürdüğü kişilerle orada tanışma fırsatım oldu. TPT – FVF – CB gibi kısaltmaların ne olduğunu bile bilmiyordum. Aslında bir anlamda öğretinin ilk adımlarını o forum sitesinde attım. Ancak her forum sitesinde olduğu gibi şahsi yorumlar, beğeniler ya da beğenmemeler vardı. Bu sefer ansiklopedik bilgi arayışı içinde yabancı kaynaklara yöneldim. Ve birden “benim gibi olan insanlar için neden yoruma kapalı olan ancak dünyaca kabul görmüş belirli bilgileri paylaşmıyorum ki” fikri doğdu. Bu şekilde Pipo Dünyası’nın ilk adımları atıldı. 1 Kasım 2010 tarihinde yayına başladım. O dönem forumda oldukça fazla bir tepki ile karşılaştım. “Ne gerek var zaten burada konuşuyoruz” gibi olumsuz yönde gelen tepki çok fazla oldu. O zamandan bu zamana giderek artan bir okuyucu kitlesi ile yola devam etmekteyim / etmekteyiz.
A: Pipo dünyası facebook grubunuz 1000. üyeye ulaştı. Grubunuz neredeyse tamamen aktif olarak pipo içenlerden ya da yeni başlayan pipo severlerden oluşuyor. Grupla ilgili hoşnut olduğunuz ve hoşnut olmadığınız şeyleri sıralar mısınız?
S: Üye sayısı olarak bilmiyorum ancak Facebook içinde Türkiye’de ki en aktif pipo grubu bizim grubumuz. Grupla ilgili en hoşnut olduğum şey aslında şu. Grubu sitenin SEO çalışması için kurdum aslında çok fazla bir beklentim yoktu. Ancak bugün geldiği nokta grup kendi içinde bambaşka bir vücut buldu. Yani ben olmasam da ya da bir başkası olmasa da kendi dinamiği içerisinde devam edecek bir durumda. Kendi başına nefes alıyor, yaşıyor. Bundan çok gurur duyuyorum. Hoşnut olmadığım demeyelim buna ama 7 senenin yorgunluğu diyelim. Yeni başlayan arkadaşların hiçbir araştırma yapmadan selam sabah vermeden gruba girdikleri anda “Abi ben pipoya yeni başlıyorum ama…..” diye başlayan soruları. Tüm bu sorulara yanıt olsun diye site var zaten.
A: Evet, ama tüm bunlara rağmen yine de tüm sorulara sabırla cevap veriyorsunuz. Gerçi geçenlerde “çok fazla aşırı fazla sorulan soruların cevapları” şeklinde bolca da sitem içerikli bir metin kaleme aldınız ve bu hususta biraz eleştirilere de maruz kaldınız gibi geldi bana. Kendinizi içtenlikle ifade etmek adına, ne söylemek istersiniz?
S: Evet eleştirilerden birisi bu misyonu üstlendiyseniz buna devam edeceksiniz gibi beni ve diğer sorumlu arkadaşlarımı kısır bir döngü içerisine sokan bir eleştiri idi. Beni tanıyorsun ben daha samimi bir kalem ile yazıyorum. Bazen argo kullanıyorum bu nedenle lisanımdan dolayı da bir iki eleştiri aldım. Bu noktada haklı olabilirler. İnsanlara biraz kendini beğenmiş ve ukalaca gelebilir. O nedenle yazıyı elimden geldiğince (!) yumuşatıp düzenledim. O metinde zaten yine yeni gelen arkadaşlarımızın vakit kazanması ve bizlerin zamanının daha efektif kullanımı için oluşturdum. Ancak hala okumadan soru soranlar var ne yazık ki….
A: Peki, son dönemde artan pipo videoları, bölünerek çoğalan pipo grupları ve yeni başlayanların sorularına verilen doğrulu yanlışlı yanıtlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
S: Videolar için şöyle bir durum var. Aslında her video global anlamda bir birinin tekrarı. Benim şahsi fikrim var olan videoların yeni versiyonları çekilince ya da uygulama farklılıkları olunca bir parça bilgi kirliliği oluşuyor gibime geliyor. Demiyorum ki ben bir video çektim bu işin doğrusu budur. Ancak şu güne kadar ben 3 adet uygulama videosu çektim ki bir tanesi devam niteliğinde idi. Bu videolar yurt dışı forumları ya da videoların genel uygulamalarına aittir. Kişiler arası uygulama farklılıkları olsa da ana fikir aynıdır. Bu konular üzerine çekilen tekrar videoların camianın aynı kısır döngüde kalması ve kafa karıştırmak olarak görüyorum. Daha yenilikçi fikir ve videolara ihtiyacımız var. Bunun en güzel örneği son zamanda videoları ile resmen pipo dünyası gündemine bomba gibi giriş yapan ve benim de izlemekten büyük keyif aldığım, videosu sayesinde arkadaş olduğum Burçin Doğru beyin videoları. Şu ana kadar bir iki örneğine yabancı videolarda rastlasam da bu kadar teknik konuya bu kadar tatlı bir tarzla yaklaşan kendisi oldu.
Gelelim diğer konuya, bölünmeler tabii ki bir ya da birden çok kişi arasında yaşanan fikir ayrılıklarından meydana gelir. Ancak oluşan yeni oluşum daha güzel işler yapabilir daha verimli etkinliklere adım atabilir. Bazı ayrılıklar beni üzse de tamam diyorum. Bunun örnekleri son zamanlarda Ankara ve İstanbul gibi iki büyük şehirde yaşandı. Bakıyoruz, izliyoruz. Camia adına faydalı olabileceğini düşündüğüm tüm oluşumlara elimden geldiğince sonuna kadar yardıma hazır olduğumu buradan açık ve net bildiriyorum ki oluşumlardaki kilit isimler ile zaten sürekli temas halindeyim.
Sorunun sonu ise zurnanın zırt deliği işte… Kimin doğrusu kimin yanlışı… Tütün saklamaktan, bakıma kadar herkesin konuya farklı yaklaşımı var. Alışkanlıklarımız farklı. O nedenle bir fikri benim fikrim (uygulamam) doğrudur demek çok yanlış. Ancak yeni yeni öğrenme aşamasında olan arkadaşlarımızdan bazıları ahkâm kesecek kadar ukala olabiliyorlar. Yani bir ustamızın yaptığı pipoya “Bu ne biçim pipo” diyecek kadar seviyesizce ve saygısızca yazabiliyorlar. Yani bunu (bu şekilde) yorumlamak kimsenin haddi değil. O usta o pipoyu o şekilde görmüştür, o şekilde yapmıştır. Bu gün kalkıp “Salvador Dali ne acayip çizmiş, hiç böyle at olur mu?” diyebiliyor musunuz?
A: Şimdi gelelim pipo ustası olarak Serkan Özseyhan’a… İnsanlar sizi hep hobi amaçlı pipo yapım, tamir ve tadilatı gibi işlerle uğraşan biri olarak tanıdılar. Ya da belki siz kendinizi böyle yansıtmak, mütevazı kalmak istediniz. Şimdi ise bir atölye kurdunuz, pipo ve ağaç işleri zanaatı ile ciddi ciddi hayatını idame ettirmeye başladınız. Kendinize çizdiğiniz bu yolu, bu yoldaki geçmişinizle ve gelecekteki vizyonunuzla bize anlatır mısınız?
S: Ben bilgi işleme de merakla bulaştım ne yazık ki. “Yahu bu bilgisayarın içinde ne varmış?” dedim ve meslekte 20 yıl geçti. Artık mesleğim pipo ve ağaç işleri… dsc_7692Pipo yapmaya da merakla başladım bu nasıl oluyormuş dedim bir hobi blok aldım ve olay başladı. O zamanki hedefim “Bundan beş sene sonra ben pipo ustası olarak anılmak istiyorum” idi. Beş sene önümüzdeki mayıs ayında (2017) doluyor. Demek ki hedeflerimde bir şaşma olmadan doğruca yürüyorum. Bu arada kimse benim Kültür ve Turizm Bakanlığından onaylı kimlik kartına sahip bir lületaşı ustası olduğumu bilmez. (Şimdi herkes öğrendi.  ) Bu Aralık ayında bu kimliği alışımın ikinci yılı dolacak. Benim amacım aslında kaliteli pipoyu alıcı ile ucuza buluşturabilmek. Ancak hem grupta hem de yazılarımda belirttiğim üzere kaliteli malzemeyi pahalıya alıyoruz. Çok zorluklar var döviz kuru, nakliye, gümrük vs. gibi işler sadece ben değil diğer 3 ustamız için de aynı şekilde işliyor. Yani belki 3 birime satabileceğimiz pipoları ne yazık ki maliyetlerin çok yüksek olmasıyla 5 birime satıyoruz. Yani hedef kalite ve fiyat bakımından ulaşılabilirliği sağlamak. Tabi bunun yanında neden bizim ülkemizde de yeşil renkli bir pipo içilmesin diyerek biraz farklı model kesim ve renklere yönelmek istiyorum. Bir de artık şu öğrenci kesim bir rahata ulaşsın diye onlara ilerleyen zamanlarda bir güzellik yapma planım var. Bakalım zaman ne gösterecek…
A: Biraz da pipo içen yönünüze geri dönelim. Pipo ve tütün tercihlerinizden biraz bahseder misiniz? İyi bir pipo ve tütünden beklentiniz nedir? Ne tür, hangi kesim veya hangi marka pipoları ve ne tür tütünleri tercih edersiniz? Favori tütünleriniz nelerdir?
S: Pipoda kesin ve net İskandinav kökenliyim diyebilirim. Danimarka pipolarının delisiyim. Kendi kullanımlarımda genelde klasik kesimleri tercih etsem de beni Nording’in acayip kesimli bir piposu ile de görebilirsiniz. Ben pipoyu genelde pek elime almam, sürekli ağzımda tutuyorum. Dolayısı ile iş yaparken de bu şekilde pipo içtiğimden dolayı çok uzun olmayan hafif pipoları tercih ediyorum. Full bent ve filtreli pipo sevmiyorum, en fazla şu anda içtiğim 63 kesim gibi half bent ya da quarter bent dediğimiz pipolar kadar eğimli olabilir. Ancak Pazar günü evde dinlencede iken daha geniş hazneli, ağır pipolar olabilir. Tütün ise artık herkesin malumu Latakia…
Favori Pipo Markalarım: 1. Stanwell 2. Neerup / Jeppesen 3. Nording
Favori Tütünlerim: 1. Bill Bailey’s Balkan Blend 2. Byzantium 3. Orlik Dark Kentucky
A: Hem pipo içen hem de pipo ile bugüne dek gerek hobi gerekse artık profesyonel anlamda haşır haşır neşir olan tecrübeli bir pipocu olarak, piposeverlere 3 kişisel tavsiyeniz ne olur?
S: Sadece pipoda değil her konuda geçerli olan; 1. Oku ve okuduğunu anla 2. Araştır, araştır, araştır 3.Sabırlı olmak… Son söylediğimi kendim biraz uygulasam hayatım şimdiye kadar belki çok farklı olurdu ama sabır önemli meziyet…
Sohbetimize burada son veriyor; bize zaman ayırdığı için, bolca konuşturduğumuz Serkan Bey’e, sabrınızdan dolayı da siz okurlarımıza teşekkür ediyoruz. Konuğumuza pipo ustalığı hayatında başarılar ve “Pipo Dünyası” gibi nice yeni projeler diliyoruz. Pek yakında başka bir pipo ustamız ile röportaj yapacak ve sizlerle buluşturacağız. Adı şimdilik sürpriz olsun. Keyfiniz ve dumanınız bol olsun.

Arda İNAL

Arda İnal
Arda İnal
9 Mart 1987'de, Muğla'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Muğla'da tamamladı. 2003 yılında ilk “edebi” eserlerini yazmaya başlayan, çeşitli hukukî ve edebî eserlerle yazın yaşamına devam eden Arda İnal’ın“Yitik Aşk’a Şiirler” isimli ilk şiir kitabı 2009 yılında Savaş Yayınları’ndan yayımlanmıştır. Daha sonraki yıllarda “Aşkın Beş Mevsimi” isimli ikinci şiir kitabıyla “Morto’nun Mezarlığı” isimli ilk öykü kitabını tamamlayan yazarın eserleri memleketi Muğla’daki yerel gazetelerde ve Ayna İnsan, Deliler Teknesi, Lacivert, Semaver, Ekin Sanat, Gerçemek gibi çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan ve bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra iki yıl Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda hukuk uzmanı olarak görev yapan genç yazar, hâlen Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı’nda uzman yardımcısı olarak çalışmakta olup, Ankara’da ikamet etmektedir. Yapıtları: Köşke Giden Puslu Yol, 2007, Ankara (Makale) Yitik Aşk'a Şiirler, Savaş Yay. 2009, Ankara (Şiir) Morto’nun Mezarlığı, Kanguru Yay. 2014, Ankara (Öykü)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.