“BURHAN BORAN (TÜRK PİPO USTASI VE ‘ARYA PIPES’ MARKASININ KURUCUSU)”

            (Not: Bu röportaj, 4207 sy. Kanun kapsamında “tütün tüketimini özendirme” amacı taşımamaktadır. Tütün kullanımı sağlığa zararlıdır!)

Merhaba Pipo Dünyası’nın ve güncemin değerli okurları… Bu söyleşimde sizlere Türkiye’nin el yapımı pipo ustalığında yükselen değerlerinden biri olan Burhan BORAN Bey ve onun “Arya Pipes” pipoları hakkında kendisiyle yaptığımız röportajı sunmaktan mutluluk duyuyorum. Kendisi bütün iş yoğunluğuna rağmen beni kırmadı ve sorularımı yanıtlamayı büyük bir içtenlikle kabul etti. Bu sohbetimizde, Burhan Beyi biraz daha yakından tanımaya ve sizlere tanıtmaya çalışacağım.

Ben, bugünkü sorularım için hazırlanırken bir yandan bir Danimarka markası olan Stanwell altıgen pipomu elimde az kalan Rattray’s Old Gowrie (virjinya-perik) tütünümle doldurup yakıyorum. Konuğumuz ise sohbet esnasında Arya Pipe bambu poker  piposuna severek içtiğini söylediği Samuel Gawith Chocolate Flake (burley,latakya,virjinya) tütününü dolduruyor  ve ikimiz de hazır olduğumuzda çaylarımızı yudumlayıp başlıyoruz söyleşimize.

Arda: Merhabalar. Öncelikle; klasik bir soruyla başlayalım. Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız? Pipoyla (pipo içimiyle) olan hikâyeniz nasıl başladı?

Burhan Boran:  Merhaba Arda bey, öncelikle pipo camiası için yapmış olduğunuz vasıflı faaliyetlerden dolayı bir piposever olarak sizi tebrik etmek ve size teşekkür etmek istiyorum.

14729159_639911452856930_7420900481456784884_nKendimden şöyle bahsedeyim. 1973 doğumlu, aslen Malatyalıyım. Biri erkek, biri kız iki çocuk babasıyım. Hâlen bilgi teknolojileri sektöründe profesyonel iş hayatım devam ediyor.

Pipo içme konusuna gelince, 1999 yılında bir finans kuruluşunda birlikte çalıştığım bir arkadaşımın ofisin diğer ucundan yaktığı piposundan gelen koku beni bu maceranın içine çekti diyebilirim. Benim de pipo içeceğim düşüncesini içselleştirmem ve gidip kendime bir pipo seti almam, yalnızca 48 saat içinde tamamlanan bir süreç oldu. Sonrasında kısa bir sürede bir düzineden fazla pipo satın almam ile camiaya derinlemesine bir giriş yapmış oldum.

A.: Peki, pipo yapımına başlamaya nasıl karar verdiniz?

B.B.: Pipo yapmaya başlama kararım… Aslında bu biraz tesadüf oldu. Şöyle ki; yaklaşık 5 yıl kadar önce bir gün, internette pipo ile ilgili bir şeyler ararken belki tütün, belki pipo temizliği ürünleri veya yeni bir pipo… -net hatırlamıyorum- handmade pipo yapımı ile ilgili videolar karşıma çıktı ve büyük bir keyif alarak seyretmeye başladım. Sonra başka bir video, sonra bir başkası…

O zamanlarda eski hobim olan “bonsai ağaç tasarımı” yapımı ile ilgileniyordum. Fakat İstanbul ve apartman koşulları çok uygun olmadığından ve yaptığınız tasarımın şekillenmesi için gereken 3-5 yıllık bekleme süresi çalışmalarımın başarısız ilerlemesi ile sonuçlanmıştı. Böyle olunca zaten yeni bir hobi arayışı içindeydim. Seyrettiğim videolardan sonra “ben de yapabilirim” duygusu oluşunca başladım hem malzeme hem de Türkiye’de bu işi yapan birileri var mı diye araştırmaya…

A.: İlk pipolarınızla şimdikiler arasında ciddi anlamda gelişim gösterdiniz. Bu gelişimin de pek çok pipo sever farkında diye düşünüyorum. Gün geçtikçe daha başarılı ürünler çıkıyor ortaya. Bu gelişimi neye borçlusunuz?

B.B.: 14997163_10154664415633769_996755298_nBiraz klişe bir cevap olacak belki ama gerçekten bir işi isteyerek yapmak çok önemli, bir de gerçekler ile yüzleşme ve gelen tepkileri kızmadan dinleyip nasıl daha iyisini yapabilirim diye kafa yormak gerekiyor. Bir de kendini kanıtlamış ustalar bu işi nasıl yapıyor araştırmak, diğer ustalar ile fikir alışverişinde bulunmak gelişime katkıda bulunuyor.

A.: Pek çok sanatçının, kendinden önce gelenlerden esinlenmesi yahut ilham alması ve kendi yapıtlarına yön vermesi sıklıkla görülür. Sizin ürünlerinizde belirli bir pipo ustasının yahut belirli bir ekolün izlerini görmek mümkün mü?

B.B.: Dürüst olmak gerekirse birçok ustanın yaptıklarından etkileniyorum ve onların modellerini yapmaya çalışıyorum. Örneğin Eltang ve Former yapımı pipoları çok beğendiğimi söyleyebilirim. Ama fırında daha çok ekmek var yenmeyi bekleyen…

A.: Bazı pipolarınızda çok renkli ağızlıklar kullanıyor, bazılarında ise uyuma önem veriyorsunuz. Kimi pipolarınız daha büyük iken kimileri ise hafiflik amaçlanarak yapılmış gibi… Ama estetik gibi bazı değerlerin de ortak olarak ön planda olduğunu görüyoruz. Pipolarınızı yaparken görsel anlamda belirli birtakım ortak kıstaslarınız ya da değerleriniz var mı? Ve de, son bir yıldır bilhassa ağızlık yapımında farklı bir tarza yönelmeniz, hafif ve filtresiz pipolara ağırlık vermeniz özel bir yönelimin sonucu mu?

B.B.: Bu sorunuzu şöyle cevaplamaya çalışayım. Yapacağım piponun modeline, ağızlık rengine, sistemine karar verirken bazı etkenler oluyor. Türk pipo içicilerinin beğenisi ve yaptığınız piponun satılması ile aldığınız haz, değişkenliğin ana sebepleri diyebilirim. Sizin de belirttiğiniz gibi son 2 yıldır filtresiz pipo içmeye başlamam ile birlikte ince zarif tasarımlı pipoları önce kendi gönlümü hoş etmek için yapmaya çalışıyorum. Dostlarımızın bu modellere gösterdiği ilgi de beni ziyadesiyle memnun ediyor. Dostlar ile sohbet ederken söylediğim bir şeyi size de söyleyeyim. İnternette siyah beyaz eski İngiliz pipo içen fotoğraflarını aradığınızda aslında piponun neyi tarif ettiğini daha net görebiliyoruz. Hepsi kalem gibi muhtemelen 30gr altında pipolar.  Seneler önce arayışın sonuçları açıklanmış bence. Ağızlık konusuna gelecek olursak; evet, ağızlık yapımı konusunda daha fazla vakit harcıyorum eskisine oranla ve bunun fark ediliyor olması da hoşuma gidiyor. Bu konuda pozitif yönlendirmelerinden ötürü dostum Atilla İstek Bey’e de bu vesileyle teşekkür etmiş olayım.

A.: Verdiğiniz cevap gerçekten hem tatmin edici, hem de yeni ufuklara yöneltici nitelikte.  Hele ki benim gibi İrlanda-İngiliz ekolünü çok seven biri için size katılmamak mümkün değil. (Atilla Bey’e de buradan saygı ve selamlarımızı iletelim.) Peki, ustamız, bu bakış açısıyla briar blok halindeki bir pipoyu ne kadar zamanda, toplam kaç saatte tamamlıyor?

B.B.: Evet sırada en çok karşılaştığım soru… Bu soruya verilecek en doğru cevap bence şöyle: -Standart bir pipo için konuşuyorum- Bir tam günlük yani 24 saatlik bir süreye ihtiyaç var. Fakat imalât sürecindeki yapıştırma, boyama, kurutma, cila aşamaları ve yorgunluk faktörleri süreyi modele göre bir haftaya kadar uzatabiliyor. Bazen de bir pipoya başlarsınız, üzerine 5 pipo yapılır biter ama o bir türlü bitmez.

A.: Dışarıdan bakanlar için kolay görünse de gerçekten uzun bir emek sarfı gerektirdiğini anlamış olduk. Şimdi bize, Burhan Usta’nın gözünden kaliteli bir pipo ne olmalıdır bundan bahsedebilir misiniz?

B.B.:14962917_10154664410838769_1372199697_n Bu soruya şöyle cevap vermek istemiyorum, efendim Briar ın menşei şu olmalı, damar yapısı böyle olmalı, kesimi şöyle gibi… Bence piponun fiziksel kalitesinden çok kişiyle olan uyumu önemli, kişinin boyu, kilosu, hayata bakışı… Bu aslında takım elbisenin içine kravat seçmek gibi bir şey; insanlar baktığında ya kravat görür ya da çok güzel bir kombinasyon…

A.: (-Okura dönerekGerçekten ilginç ve güzel bir cevap ama değil mi sevgili dostlar? 🙂 ) Bu konuda ben de fikrimi söylemek ve okurun aklında bir imgelem bırakmak istiyorum. Bence, insanların pipolarını seçtiği kadar, hatta daha da fazla, pipolar da sahiplerini seçerler. Çünkü bazen insanlar keyifle satın aldıkları pipodan bekledikleri dostluğu ve keyfi bulamazlar. O zaman, “o pipo sahibini sevmemiştir” diye düşünürüm ben. Ya zamanla sever, alışır; ya da zamanla takas, satım, hediye eylemine konu olur ya da kendilerini yakarak içilmez hâle getirir ve yılkıya ayrılırlar. Biliyorum komik, ama işin içine biraz hayal gücü katmak gerekir değil mi? 🙂 Her neyse…

Ustam, dünya üzerinde pek çok pipo ustası var ve pek çok çeşit malzemeden pek çok çeşit pipo üretilmekte. Türkiye’de de kıymetli ustalarımız mevcut bildiğiniz gibi. Daha önce size pipo yaptırmamış olan veya sizi tanımayan piposeverler neden sizin pipolarınızı tercih etmeliler? Yerli ve yabancı pipocular için ayrı ayrı cevaplar mısınız?  

B.B.: Gerçekten sizin de ifade ettiğiniz gibi gerek Türk gerek yabancı birçok iyi usta var. Yaptığım pipoları “handmade” felsefesinden uzaklaşmadan ve fiyat belirlerken de ulaşabilirliği zorlaştırmamak adına fedakârlık ederek yapmaya çalışıyorum. Takdir değerli dostlarımızın…

A: Bildiğim kadarıyla hayatınızı idame ettirdiğiniz asıl mesleğiniz pipo ustalığı değil ve pipoları yarı zamanlı olarak imal ediyorsunuz. Gelecekte, tam zamanlı bir pipo üretimi işine yönelik herhangi bir projeksiyonunuz var mı?

B.B.: Evet böyle bir hayalim var. Fakat Türkiye koşulları beni bu konunun üzerinde kapsamlı düşünmekten alıkoyuyor. Ama yarın neyi gösterir bunu da kestiremiyorum. Şimdilik inşallah diyelim.

A.: İnşallah 🙂 Biraz da pipo içen yönünüze geri dönelim. Bildiğimiz kadarıyla yurtiçi ve yurtdışındaki pipo yarışmalarına katılıyor ve bireysel olarak bir hayli başarılı sonuçlar alıyorsunuz. Bunun için ekstra bir çabanız söz konusu oldu mu? Yoksa doğal olarak pipoya aşina olmanızdan mı ileri geliyor başarılarınız?

B.B.: 14729332_10210049979062179_3408792085604113585_nEvet işte bu işin en keyifli zamanları, dostlarla seyahat, dünyanın her yerinden pipocular ile buluşma, pipo fuarı ve üzerine pipo içme yarışması… Sorunuza gelince yarışmaya hazırlanmak aslında tütünün karakteristiğini keşfetmek diyebiliriz. Yarışmalar öncesinde genelde 2-3 deneme içimi yapıyorum, bazen katılımcılar toplanıp lokal yarıştığımız da oluyor. Daha fazlasını yapmamız gerektiğine inanıyorum.

A.: Peki, bir tüketici olarak pipoya bakış açınız nedir? Pipo içmek sizin için neyi ifade ediyor?

B.B.: Evet bu konuda bir çok şey söylenebilir, pipo benim için bir tütün içme aracı olmanın biraz ötesinde. Pipo, içim esnasında alınan keyfin yanında yeni dostluklara ve dolayısıyla yeni paylaşımlara açılan bir kapı… Kısa ömrümüzde biraz daha mutlu olabilmek için bizlere aracılık ediyor.

A.: Bize pipo ve tütün tercihlerinizden biraz bahseder misiniz? Ne tür, hangi kesim veya hangi marka pipoları ve ne tür tütünleri tercih edersiniz? Favori tütünleriniz nelerdir?  

B.B.: Tütün tercihlerimi tüketim oranı olarak söylersem sanırım sorunuzu cevaplamış olurum. Virginia-perik harmanları tüketimimin %70’lik kısmını oluşturuyor. %30 farklı oranlarda latakya içeren harmanlar ve çok az da kaliteli aromatikler… Marka konusunda çok ayrım yapamayacağım. Konuşmamızın başlarında da ifade ettiğim gibi pipoda zarafete ve kişiye olan uyumuna önem veriyorum, bu kendim için de böyle. Kütlesel olarak da hafif ve düz pipoları daha çok tercih ediyorum, pek fazla model ayrımım yok.

A.: Başarılı, pipo anatomisini bilen ve yetenekli bir piposever ve pipo ustası olarak, piposeverlere 3 kritik tavsiyeniz ne olur? Pipo içimine dair kendi keşifleriniz, sırlarınız ya da veda ederken söylemek istediğiniz başkaca bir şey varsa bizimle paylaşır mısınız?

B.B.: 14958509_10154664409703769_147981733_nPiponuza sıradan bir eşya gibi davranmayın, piponuza sigara muamelesi yapmayın, pipoya ödenen para ile sanatçıya ödenen ücreti birbirinden ayırmaya çalışın.

A.: Son soru… Ben sanırım cevabını biliyorum ama okurlarımız da pipolarınızın bu yönünü bilsinler. “Arya” markası nereden geliyor ustam?

B.B.: Hayatımdaki en kıymetli varlıklar çocuklarım. Arya, oğlum Aras ve kızım Asya’nın birer hecesinden esinlenerek oluşturduğum bir marka ve hobimin adı oldu.

A.: Bize zaman ayırdığı için ve nezaketinden dolayı Burhan Ustamıza, sabrınızdan dolayı da siz okurlarımıza teşekkür ediyoruz.

B.B.: Çok keyif aldığımı bilmenizi isterim. Tüm piposeverlere sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sağlıklı, bol dumanlı, bol sohbetli günler dilerim.

Türkiye’yi yurtdışında da temsil etmekte olan konuğumuza hem bundan sonraki tüm yarışmalarda hem de pipo ustalığı hayatında başarılar ve keyifli tüttürmeler diliyoruz. Umarız bir gün tüm dünyada Türk ustalarımızın pipoları tanınır ve tercih edilir. Keyfiniz ve dumanınız bol olsun.

Arda İNAL

Arda İnal
Arda İnal
9 Mart 1987'de, Muğla'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Muğla'da tamamladı. 2003 yılında ilk “edebi” eserlerini yazmaya başlayan, çeşitli hukukî ve edebî eserlerle yazın yaşamına devam eden Arda İnal’ın“Yitik Aşk’a Şiirler” isimli ilk şiir kitabı 2009 yılında Savaş Yayınları’ndan yayımlanmıştır. Daha sonraki yıllarda “Aşkın Beş Mevsimi” isimli ikinci şiir kitabıyla “Morto’nun Mezarlığı” isimli ilk öykü kitabını tamamlayan yazarın eserleri memleketi Muğla’daki yerel gazetelerde ve Ayna İnsan, Deliler Teknesi, Lacivert, Semaver, Ekin Sanat, Gerçemek gibi çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan ve bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra iki yıl Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda hukuk uzmanı olarak görev yapan genç yazar, hâlen Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı’nda uzman yardımcısı olarak çalışmakta olup, Ankara’da ikamet etmektedir. Yapıtları: Köşke Giden Puslu Yol, 2007, Ankara (Makale) Yitik Aşk'a Şiirler, Savaş Yay. 2009, Ankara (Şiir) Morto’nun Mezarlığı, Kanguru Yay. 2014, Ankara (Öykü)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.