PİPONUN ÜSTADLARI İLE SÖYLEŞİLER – VII

“KENAN AHMET (TÜRK PİPO USTASI VE ‘KENAN AHMET PIPES’ MARKASININ KURUCUSU)”

            (Not: Bu röportaj, 4207 sy. Kanun kapsamında “tütün tüketimini özendirme” amacı taşımamaktadır. Tütün kullanımı sağlığa zararlıdır!)

Merhaba Pipo Dünyası’nın ve güncemin değerli okurları… Hatıralarda nahoş izler bırakan 2016 yılına veda ettiğimiz ve umutla dolu yüreklerle 2017’ye girdiğimiz şu günlerde, sizlere güncemin yılbaşı hediyesi olarak pipolar veya tütünler hediye edemesem de, bir söyleşi armağan etmek istedim naçizane. Basit bir memur-yazardan da fazlası beklenemezdi zaten. Bu “yeni yıl” söyleşimde, sizlere yeni yılın neşe getirmesi ümidiyle deyim yerindeyse totem yapıyor ve camiamızın en neşeli, renkli kişiliklerinden biri olarak gördüğüm, Türkiye’nin de değerli el yapımı pipo ustalarından Kenan Ahmet Bey ve onun “Kenan Ahmet Pipes” pipoları hakkında kendisiyle yaptığımız röportajı sizlere sunmaktan mutluluk duyuyorum. Kendisi bütün iş yoğunluğuna rağmen beni kırmadı ve sorularımı yanıtlamayı samimiyet ve dostlukla kabul etti. Bu sohbetimizde, videoları ve pipoları ile tanıdığınız Kenan Beyi biraz daha yakından tanımaya ve sizlere farklı yönleriyle anlatmaya çalışacağım. Umarım bu neşeli röportaj size neşeli ve uğurlu bir yıl getirir.

Ben, bugünkü sorularım için hazırlanırken bir yandan elimde azıcık kalan Cornell&Diehl Pirate Kake (latakya) tütünümü Passatore half-bent (yarı eğik) pipoma doldurup yakıyorum. Konuğumuz ise sohbet esnasında “Kenan Ahmet Pipes” dublin kesim piposuna (insanın kendi yaptığı pipoyu içmesi kadar güzel bir şey olmasa gerek, tüm ustalarımıza öykünmemek mümkün mü?) severek içtiğini ifade ettiği Peter Heinrichs No.4 Caramel tütününü dolduruyor ve ikimiz de hazır olduğumuzda çaylarımızı yudumlayıp başlıyoruz söyleşimize.

Arda: Merhabalar. Öncelikle; her ne kadar bu sohbetimiz farklı olsun istiyorsam da, sizi daha iyi tanımak adına klasikleşen bir soruyla başlayalım. Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız? Pipo içimiyle ve pipo yapımıyla olan yolculuğunuz nasıl başladı? Çünkü bildiğim kadarıyla başka el sanatları ile de zaten uzun yıllardır iç içesiniz. Bu konuda da biraz bilgi verirseniz seviniriz. J 

Kenan Ahmet:  Elbette… Ben 1976’da Almanya Münih’te doğmuşum. 1985’te memlekete temelli dönüş yapmışız, okul hayatı başlamış, bugünlere kadar gelmişiz. Bu dönem içinde el sanatlarına karşı olan merakım ve isteğim her zaman beni dürteklemiş (ifade çok hoş geldiği için değiştirmek istemedim dostlar, bu röportajda bu tip durumlara hazırlıklı olun J ) ve farklı alanlarda denemeler yapmamı sağlamıştır. İlk ahşap heykelimi 7 yaşında yaptığımı hatırlıyorum. Unutmadım çünkü okuldaki en iyi heykel seçilmişti. Belki de beni kamçılayan o heykel olmuştur. Zaman içinde cam işleme, yakma sanatı, oymacılık ve ağaç sanatları, el yapımı bıçaklar ile devam edip son olarak 2010 yılı başlarında pipo yapmaya başlamışım. İlk pipoyu yapmama sebep İranlı bir dostumun bana hediye ettiği pipoyu içerken bunu kim neden ve nasıl yapmış sorusunu kendime sormam ile başladı ve devam etti zamanla “benden başka pipo yapan var mıdır?” diye araştırmalara başladım ve günümüze kadar devam eden serüvene başlamış oldum ve bugün 185. pipomu yapmanın heyecanını yaşıyorum.

A.: Ustam öncelikle çok önemli bir soru geliyor. Kendi işinizin yanında pipo atölyenizde keyif amaçlı pipo yapıyorsunuz. Takipçileriniz sizi kâh bisiklet üzerinde görüyor, kâh avlanırken. Bazen de bir bakmışız ki video çekiyor veya yurtdışında pipo yarışmalarına katılıyorsunuz. Her birinde de hakkını verdiğiniz açıkça anlaşılıyor. Bu kadar farklı sosyal veya kişisel uğraşla haşır neşir olmak için gereken zamanı ve enerjiyi nasıl yaratabiliyorsunuz? Bir de, henüz ekrana veya internete yansıtmadığınız başka hobi ve uğraşlarınız var mı? J

K.A.: Aslında her insan kendine zaman hedefleri koyar ve bu zamanlara uymaya çalışır ben bunun biraz tersini yapıyorum yani akşam yemek yenecekse eğer evet yenecek ama 7’de değil canım istediğinde… Veya bir arkadaşım aradığında kahve içelim mi dediğinde saate bakmadan hadi gel yanında birer de pipo dolduralım diyorum. Aslında hayatımı zamana göre değil de zamanı yaşam şeklime göre pay ediyorum. Enerji aslında sadece sevgi ve paylaşmaktan geliyor, dostlarınız ve aileniz ile paylaştığınız anlar aldığınız küçük gülümsemeler bir sonraki güne sizi fazlası ile hazırlıyor.

A.: Avcılıkla ilgili olduğunuz konusuna geri dönelim. Rutin pipolardan farklı olarak, sizin boynuz şanklı (shank, sap) pipolarınızdan da bahsetmemek olmaz. Örneğin, boynuzları doğal haliyle şanka dönüştürmek zor değil mi? Bir de, boynuzlar nihayetinde fizyolojik materyallerdir. Pipolarda kullanılmasının herhangi bir sakıncası (koku) olup olmadığı merak ediliyor. Biraz bize bu konudan da bahsedebilir misiniz?

K.A.: Evet, boynuz işlenmesi ve şekil verilmesi oldukça zor bir materyal ancak yıllardır av yapmanın sağlamış olduğu avantaj ile zaman zaman elimde bulunan boynuzları modellere görsel güzellik ve farklılık katması için kullanıyorum. İşlemesi hakikaten çok zor ama sonuçları dostlarınız güzel yorumlar yaptığında paha biçilemez oluyor. Boynuz aslında günlük hayatımızın birçok alanında kullanılıyor; bıçak sapları, kalem, tarak gibi… Pipoda kullanılmasının koku ya da başka herhangi bir şekilde dışa etkisi yok ama filtresiz pipolarda emicilik çok düşük seviyede olduğundan genelde filtreli modellerde kullanmayı tercih ediyorum ya da sadece bazı modellerde yüzük olarak işliyorum.

A.: Pek çok sanatçının, kendinden önce gelenlerden esinlenmesi yahut ilham alması ve kendi yapıtlarına yön vermesi sıklıkla görülür. Sizin ürünlerinizde belirli bir pipo ustasının yahut belirli bir ekolün izlerini görmek mümkün mü? Şunun için soruyorum. Kutsal bilgi kaynağı ekşisözlük’te sizi tanımlayan biri “imal ettiği pipoların çoğu kendi tasarımıdır.”diyor. Okurlarımız bu bilgiyi doğru kabul edebilir mi? Zira gerçekten de sıradan çizgilerin dışına çıkan hatta zaman zaman cesaret isteyen tasarımlarınız var. Tasarımlarınızda nelerden ilham alıyorsunuz? 

K.A.: Evet aslında doğru söylemişler genelde yaptığım şey çizim konusunda yeterli malzemem olmasına (çizim masası ve takımlarım) rağmen bazen kağıt kullanmadan doğrudan kalemi elime alıp briar üzerine saçma şekiller çizerek farklı modeller tasarlamak oluyor. Bu bana gerçekten keyif veriyor, hele çizdiğin model daha önce benzeri olmayan bir modelse oldukça zevkli oluyor. Hemen her ülkedeki pipo ustalarını izliyorum ve araştırıyorum çizgisini beğendiğim ustalar var. Örnek almak değil ama sevdiğiniz şekiller bilinçaltınızda yerleşiyor ve zamanla farkında olmadan bazı modellere yansıyan çizgiler de oluyordur. Pipo yapımımdaki dönüm noktalarından birisi atölyesine bizi davet eden ve birlikte pipo yapma fırsatı bulduğum Tom Eltang olmuştur. Kendisi ustalığını gösterip yapım aşamasında bazı detayları bana göstermiş ve aslında pipo yapmanın çok farklı yönleri olduğunu göstererek benim ilerlememde çok artı etkisi olmuştur. Her zaman söylediğim gibi ben usta da değilim çırak da değilim, sadece keyif aldığım bir hobim var ve dostlarımla bu zevki paylaşmak bana yetiyor.

A.: Pipolarınızdan devam edelim. Yaptığınız pipolarda renkli kişiliğinizin yansımalarını görmek güç değil. Klasik pipo formlarının yanı sıra çok iddialı ve başarılı free-hand modelleriniz var. Bir de tabii pek çok poker modeli… Yapmaktan en çok hoşlandığınız pipo kesimi hangisi? Neden?

K.A.: Evet poker çok sevdiğim bir model. Zira poker hayatımıza temel reisin çizgi filmleri ile yerleşmiş, aslında genelde masada çok rahat duran ve üzerine yapılan her türlü ilaveyi kaldıran bir pipo. Bambu ve yüzükler genel olarak çok yakışır bu modele. Çok yaptığımdan dolayı sevdiğim model pokermiş gibi görünse de aslında free-hand olan ve ölçülere bağımlı olmadığınız modeller bana daha çok keyif veriyor ama genel olarak gelen isteklere cevap verdiğimden klasikler daha çok ön planda duruyor. En sevdiğim model billiard ve onu dublin kesim takip ediyor. 🙂

A.: Pipolarınızdan bahsetmişken, ben bir de hassas bir konuya değinmek ve sohbetin seyrini değiştirmek istiyorum. Sizi renkli ve neşeli kişiliğinizle bilen çoktur ama duyarlı, sosyal sorumluluk sahibi ve yardımsever kişiliğinizi de anlatmak gerek. Örneğin, Soma Maden Faciası’nda hayatını kaybeden 301 maden emekçisi kardeşimize ithafen yapmış olduğunuz bir pipo vardı. Yine sevgili Burçin Doğru Bey ile birlikte giriştiğiniz, LÖSEV’e bağışlanmak üzere bizzat aktif rol aldığınız bir pipo açık artırımı projesi başarıyla gerçekleştirildi. (Sizi bu hassasiyetinizden dolayı tebrik etmek istiyor ve ülkemizde ölen tüm madenci kardeşlerime Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyorum.) Bize bu konuda ne söylemek istersiniz? Gelecekte de buna benzer projeler görecek miyiz?

K.A.: Allah yardıma muhtaç olan her canlının yardımcısı olur inşallah. Bizler de bu yardımlara bir ucundan dâhil olabilir, vesile olabilirsek ne mutlu bize. Başta sorduğunuz sorunun tam cevabı bu sorunuzda var aslında. Bu enerji nerden geliyor? Muhtaç ve zorda kalmış bir insana el uzattığınızda gözlerindeki o ışık o sevgi sizi öylesine güçlendiriyor ki hele çocukların gözünde göreceğiniz ışık paha biçilemez. Yeri gelmişken söylemek isterim “Bu tip yardımlaşma hareketlerini reklam yapmak için yapıyorlar” gibi söylemleri olan insanlar da çıkıyor ama iyi de oluyor çünkü bizi daha çok yardıma teşvik ediyorlar.

A.: Bu konuda size katılıyorum. Benim inandığım bir ilke-söz (motto) var. “İyilik bulaşıcıdır. Bulaştıkça büyür, büyüdükçe yayılır.”  Siz de aynı ilke-söze inanmaktasınız. Bu projelerinizde başarılarınızın devamını dilerim. Sıra geldi atölyenize. Atölyenizin sizin için muhakkak yeri özeldir ama İstanbul’daki piposeverler için de çok şey ifade ettiğini dostlarımızdan duyuyoruz. Hatta bildiğim kadarıyla atölyenizin, sizin de kurucuları arasında bulunduğunuz, 2016 yılında İstanbul’da kurulan “Turkish Pipe Smokers” kulübü ile de bir bağlantısı bulunmakta. Bize bu bağlantıyı anlatır mısınız?

K.A.: Şeffaf bir atölye benimki. Her gelen misafirim atölyeme gelir. Gizlimiz saklımız yok, hatta merak eden dostlara pipo yapımı hakkında ya da malzemeler hakkında detaylı bilgi vermek çok keyifli… Önceleri atölyemde dostlarla toplanıp sohbet ve pipo keyfi yapmaya başladık. Zamanla sayımız artmaya başlayınca, mutfak ve lavabo ihtiyacı baskın hale gelince dedik ki “Bu böyle olmayacak”. Hemen karar aldık ve ortak bir kasa oluşturduk, tüm dostların yardımıyla yan dükkânı tuttuk ve dekore ettik. Güzel de bir mutfak kurup kahve çeşitlerini arttırdık ve bugüne taşıdık. Evet, o gözle baktığınızda bugün hepimizin birlikte olup güzel işler yapmayı hedeflediğimiz ekibimizle, benim küçük atölyemde sıcak dostluklarla başlayıp bugünlere gelmişiz. İyi ki yapmışız ki bugün bu sohbetleri dostlarla yapar haldeyiz. Çok da güzel ilerleyen yeni dostluklara da imza atıyoruz.

A.:  Gelelim Turkish Pipe Smokers kulübüne… Çok değerli dostlarımızdan müteşekkil (hepsine buradan selamlarımızı gönderelim)  ve son derece aktif bir kulüp oluşturdunuz. Yenilikler ve fikirler üretiyor, yurtdışında da ülkemizi başarıyla temsil ediyorsunuz. İsminizin İngilizce olması da biraz bundan ötürü sanırım. Bize bu kulüp hakkında neler söylemek istersiniz?

K.A.: Turkish Pipe Smokers kulübü aslında temelleri 2013 yılında Yeditepe Kulübü olarak atıldı ve faaliyetlere başladıysa da, bazı olumsuzluklar ismimizi bugünkü haliyle TPS olarak şekillendirdi. Yurtdışı etkinliklerde ülkemizi akıllara kazınmasını sağlamak ve yabancılara da Türkiye’de pipo kültürünün üst seviyede olduğunu, başarılı pipo ustaları, çok başarılı (yarışma anlamında) pipo içicileri ve çok sayıda pipo seven insanın olduğunu duyurmak ve ülkemizde de bazı şeylerin üst seviyede ulaşılmaz olmadığını göstermek için bazı girişimlerde bulunmaya karar verdik. Her geçen gün ülkemizdeki pipo içenlerle birleşerek güçlenerek hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada çok güzel işlere ve başarılara hep birlikte imza atacağımızdan da eminiz.

A.: Kulübünüzle katıldığınız yarışmalara dair videoları beğenerek takip ediyoruz. Ayrıca, eğlenceli ve öğretici videolar da mevcut. Buradan youtube’daki kanalınızın abonelerine ve sevenlerinize, videoların devamının geleceği müjdesini verebilir miyiz?

K.A.: Aslında videoların başlaması insanların bu yurtdışı yarışmalarını ve bazı konuları merak etmesiyle başladı, bundan sonra da devam edecek. Her paylaştığım videoda bir eksiğimi daha görüp düzeltmeye gayret ediyorum ve kendimi de geliştiriyorum. Önümüzdeki hafta ve aylarda videolarımı dostlarım ile paylaşmaya devam edeceğim ve kısmetse Martta Danimarka’ya bir gezimiz olacak. Sonrasında ise güzel bir etkinlik daha olacak ülkemizde ve sonrasında da ispanya’da bir video çekmeyi hedefliyorum. Pipo dostluklarımızın bahanesi aslında… Videolarda da görüldüğü gibi biz çok eğleniyor ve keyif alıyoruz. Tüm pipocu dostları da bu birlikteliğe bekliyoruz. Eskiden imkânsız gibi görünen şeylerin aslında isteyince kolaylaştığını görüyoruz.

A.: Biraz da piposever yönünüze geri dönelim. Bildiğimiz kadarıyla yurtiçi ve yurtdışındaki pipo yarışmalarına katılıyor ve bireysel olarak bir hayli başarılı sonuçlar alıyorsunuz. Örneğin, Türkiye’deki 2015 yarışmasında elde ettiğiniz dördüncülük ödülü… Yarışmalar için ekstra bir çabanız söz konusu oluyor mu? Ya da bu hususta piposeverlere vermek istediğiniz bir tüyo var mıdır? Bilgiyi paylaşmaktan hoşlanan biri olarak bu soruya vereceğiniz cevabı dört gözle bekleyen dostlarımız var. J

K.A.: Yakınımda olanlar bilirler genelde çok uzun içebiliyorum ama nedense yarışmalarda 2 saati geçemiyorum ve grubun “piposu tıkanan adamı” olarak meşhur oldum zaten. Tavsiyem şu olabilir; tütün yakıldıktan sonra ne kadar soğuk bir duman olarak geliyorsa o kadar uzun süre içeceksiniz demektir. tamperi sık kullanıp tütünü yavaş içmeye başladığınızda hem duman soğuk gelmeye başlayacak hem tütünün tadını aşırı ısınmadığı için çok daha net alacaksınız. E biraz da dikkatinizi pipoya verdiğinizde süre uzuyor gidiyor. Hiç unutmam İtalya’da 1 saat 47 dakikada elenmiştim ve tütünüm daha yarıya yeni gelmişti o gün ciddi üzülmüştüm ama sonra pipo içmenin ne büyük bir zevk olduğunu düşünüp sadece bu yarışmalardan keyif almaya karar verdim. Zaten son Slovakya yarışmasında ekip olarak Dünya beşincisi olmamızın da sebebi artık bu işten keyif almayı başarmamız oldu. Kısmet olursa ilerleyen yarışmalarda Türkiye ismini tabelada ilk 3 e yazdırmayı çok istiyoruz.

A.: Bir usta değil de tüketici olarak pipoya bakış açınız nedir? Pipo içmek sizin için neyi ifade ediyor?

K.A.: Kaliteli marka piposu olan dostlarım bana kızmasınlar ne olur ama şunu net söyleyebilirim bugüne kadar 500-1000 adet arasında (tamire ya da bakıma) pipo geldi. Kendi gözlemim şudur: Çok para verip alınan bazı marka ve modeller çok kötü içim sağlıyor ve bazen de hiç ismi duyulmamış pipolar olağanüstü keyifli içimler sunabiliyor. Dostlarımız şunu bilsin ki rakam ve marka pipoda belirleyici kriter değil… Öncelikle pipo bir keyif aracı. Avucunuzda durduğunda ve içtiğinizde ya da kitap okurken, bir arkadaş ile sohbet ederken bir duman aldığınızda size “oh be!” dedirtiyorsa elinizdeki pipo dünyanın en iyi piposudur. Bana piponun ifade ettiği en önemli şey, pipo bahanesi ile elde edilen güzel dostluklar ve sohbetlerdir açıkçası…

A.: Bize pipo ve tütün tercihlerinizden biraz bahseder misiniz? İçerken düz kesim (poker, billiard vs.) pipolar tercih ettiğinizi görüyoruz. Başka hangi tür pipoları kullanmaktan hoşlanıyorsunuz? Ve ne tür tütünleri tercih edersiniz? (Latakya, virjinya, virjinya-burley vs.) Favori tütünleriniz nelerdir? Pek yaygın olmayan ve deneyip de bayıldığınız bir özel harman var mı?

K.A.: Aslında ayırt etmem ve genelde çok ilginç model pipoları denemeyi severim ama bana  “Issız bir adaya düşersen yanına alacağın üç şey nedir?” derlerse “Billiard, latakya ve kav kibrit verin yeter” derim. Billiard kesim bana çok asil geliyor onu da dublin takip ediyor. tütünler konusunda çok meraklıyım özellikle lokal üretilen tütünleri denemeyi çok seviyorum favorilerim latakya, virginia ve perik ama marka takıntım yok 25 sene önce pipo içmeye başladım bir süre ara verdim sonrada yaklaşık 8-9 senedir tekrar başladım bu son dönemde farklı marka ve çeşit tütünlerden 600-700 kadarını deneme şansım oldu (tenekeleri duvarda asılı) ve latakya özel bir yer kaptı gönlümde…

A.: Başarılı ve yetenekli bir piposever ve pipo ustası olarak, piposeverlere 3 kritik tavsiyeniz ne olur? Pipo içimine dair kendi keşifleriniz, sırlarınız ya da veda ederken söylemek istediğiniz başkaca bir şey varsa bizimle paylaşır mısınız?

K.A.: Naçizane tavsiyelerim; her şeyden önce sağlık çok önemli o nedenle kıvamı tutturmak da çok önemli, kesinlikle keyif alacak kadar olmalı. Pipo içmek hayatımıza huzur, dostluk ve sevgi katar o nedenle doğru zamanda doğru insanlarla dumanlamak çok keyifli olur. Ve bana göre en önemlisi bilgi ve sevgi paylaştıkça büyür o yüzden pipo bahanesini kullanarak dostluklarımızı sevgimizi paylaşmalıyız.

A.: Gelelim final sorularımıza. Kenan Ahmet deyince ilk akla gelen nesne turuncu yeleğiniz ve rozetli kepiniz olsa gerek. Bu eşyaların sizin için manevi önemi nedir?

K.A.: Renk olarak turuncu ve yeşil sevdiğim renkler, bana doğayı hatırlatıyor. Rozetli kepim ise bana şans getirsin diye ve kafayı üşütmemek için taktığım hoş bir şapkam ama genelde onları çok kullandığım için hafızalara öyle takılmış.

A.: Bir de son olarak, videolarınızda kullandığınız “ailenizin pipocusu” sloganı var aklımızda kalan. Bu slogan hakkında bizi aydınlatır mısınız? J

K.A.: Pipo camiasında bizler aslında güzel ve büyük bir aileyiz. Ben de o ailede pipo ile kafayı kırmış; biraz sıyrık, biraz komik ve afacan olan ailenin küçüğü olduğumdan dolayı bu slogan kaldı orada… Biz güzel büyük bir aileyiz ve bu aile her geçen gün büyüyecek. Umuyorum ki gelecekte inşallah çok güzel dostlar bu büyük pipo ailesinin bir parçası olacaklar.

Bize zaman ayırdığı için nezaketinden dolayı Kenan Ustamıza, sabrınızdan dolayı da siz okurlarımıza teşekkür ediyorum. Türkiye’yi yurtdışında da temsil etmekte olan konuğumuza hem bundan sonraki tüm yarışmalarda hem de pipo ustalığı ve cemiyet hayatında başarılar diliyorum.

Değerli okurlarım, sözlerimin sonuna gelirken, yeni yılınızı en içten dileklerimizle kutlar; can güvenliği, sağlık, mutluluk, huzur, başarı ve zenginliklerle dolu bir yıl geçirmenizi dilerim. Yazın alanındaki meşguliyetim nedeniyle maalesef bir süre karşınıza yeni söyleşilerle çıkamayabilirim. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Arda İNAL

 

Arda İnal
Arda İnal
9 Mart 1987'de, Muğla'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Muğla'da tamamladı. 2003 yılında ilk “edebi” eserlerini yazmaya başlayan, çeşitli hukukî ve edebî eserlerle yazın yaşamına devam eden Arda İnal’ın“Yitik Aşk’a Şiirler” isimli ilk şiir kitabı 2009 yılında Savaş Yayınları’ndan yayımlanmıştır. Daha sonraki yıllarda “Aşkın Beş Mevsimi” isimli ikinci şiir kitabıyla “Morto’nun Mezarlığı” isimli ilk öykü kitabını tamamlayan yazarın eserleri memleketi Muğla’daki yerel gazetelerde ve Ayna İnsan, Deliler Teknesi, Lacivert, Semaver, Ekin Sanat, Gerçemek gibi çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan ve bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra iki yıl Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda hukuk uzmanı olarak görev yapan genç yazar, hâlen Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı’nda uzman yardımcısı olarak çalışmakta olup, Ankara’da ikamet etmektedir. Yapıtları: Köşke Giden Puslu Yol, 2007, Ankara (Makale) Yitik Aşk'a Şiirler, Savaş Yay. 2009, Ankara (Şiir) Morto’nun Mezarlığı, Kanguru Yay. 2014, Ankara (Öykü)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.